25/7/2009 - Denizler Altında 20 Bin Eczane Çıktı
Denizler Altında 20 Bin Eczane Çıktı Okyanus Canlılarının Düşmanlara Karşı Savunma, Üreme, İletişim Ve Rekabet İçin Salgıladıkları Kimyasallar Çaresi Olmayan Hastalıkların Umudu Artık! Belgesellerde İzlediğimiz Birbirinden Renkli Ve İlginç Sualtı Canlılarından Elde Edilen, Biri Kanser İlacı Olmak Üzere Dört İlaç Geçen Yıllarda Piyasaya Sürüldü. Yenileri Yolda. Türkiye'de De Aynı Amaçla Süngerler Üzerine Çalışmaları Devam Ediyor.
İnsanoğlunun hayal gücü sınırlarını zorlayacak kimyasal bileşikler üreten deniz canlıları, çaresi bulunamayan hastalıkların tedavisi için yeni birer umut oldu. Günümüzde pek çok hastalığın tedavisi bulunsa da, HIV ve viral hepatit gibi virüslerin neden olduğu hastalıklara, ağır mantar hastalıklarına, bazı kanser türlerine ve kalp-damar bozuklukları gibi hastalıklara hâlâ bir çare, kesin şifa veren bir ilaç bulunamadı. Bilim insanları bu kez okyanusların henüz çok fazla araştırılmamış, gizemli ve karanlık derinliklerini mercek altına aldı. Çünkü okyanuslardaki canlı çeşitliliği, bu çeşitliliğin ürünü olan milyonlarca farklı kimyasal bileşik anlamına geliyor. Pasifik'in, Hint Okyanusu'nun, Karayip sularının, Akdeniz'in, Adriyatik'in binlerce metre derinliklerinde yaşayan canlılar ilaç yapımında kullanılmak üzere yoğun bir şekilde araştırılıyor. Bu araştırmalar özellikle mercan resifleri, algler, süngerler, yumuşakçalar, kabuklular, deniz ejderleri, deniz ısırganları, tunikatlar ve ekinodermler gibi yavaş hareket eden ve hareketsiz canlılar üzerine yoğunlaşmış durumda. Çünkü hareket kabiliyetleri sınırlı olan bu canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için çok çeşitli kimyasallar salgılamak zorundalar. Düşman saldırılarına karşı savunma, beslenme, iletişim, üreme ve rekabet amacıyla salgıladıkları bu kimyasallar, suda seyreltik halde bile, çok etkili ve bu nedenle de yeni ilaçlar için umut vaat ediyor. 90'lı yıllarda önem kazanan ve son yıllarda yoğunlaşan "deniz canlılarından tıbbi amaçlı bileşik elde etme" çalışmaları Avustralya, Kanada, Japonya, ABD, Kore, Mısır, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde hızla sürüyor. Bu konuda en yoğun araştırma yapan kurumlardan Avustralya Harbor Branch Oşinografi Enstitüsü'nden bir ekip, yıl boyunca denizaltıyla gezerek yeni canlı türleri arıyor. Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü'yse, araştırmacılara ciddi yardımlarda bulunuyor ve sponsor oluyor. Ancak tüm bu hıza ve yoğunluğa karşın şimdiye dek yalnızca üç ilaç ve bir anti-aging krem piyasaya sunulmuş durumda. Piyasadaki su altı ilaçları Bunlardan ilki 2007 yılında satışı başlayan, piyasada Yondelis ismiyle bulunan bir kanser ilacı. Tunikatlardan yani tulumlu deniz canlılarından elde edilmiş. Bir gramı için bir ton tunikat gerekiyor. İkincisi, 2004 yılında Prialt adıyla piyasaya sunulan ve bir salyangozdan elde edilen ilaç. Prialt morfinden çok daha etkili ve tolerans (vücudun ilacın etkisine alışması) oluşturmuyor; nöropatik ağrılarda ve iltihap giderici olarak kullanılıyor. Üçüncüsü ise bir anti-aging kremi. Ünlü bir kozmetik firması tarafından 2000 yılında Resilience Lift adıyla piyasaya sunulan, "pseudopterogargia elisabethae" adlı bir yumuşak mercan türünden üretilen bir krem. Sonuncu olarak da, bir sünger türünden elde edilerek 2004'te satışına başlanan ve iltihap önleyici etki gösteren "manoalide" adlı bileşiği ilaç piyasasına girmiş deniz kaynaklı ürünlere örnek olarak verebiliriz. Bunların yanı sıra sitotoksik (tümöre karşı hücre zehirleyici), antibiyotik, antikanser, antiviral, iltihap giderici ve yara iyileştirici etkileri, alzheimer, şizofreni, parkinson ve astıma karşı etkinlikleri saptanmış, piyasaya sürülmek üzere klinik testlerinin son aşamasında olan onlarca deniz canlısından elde edilmiş bileşikler var. Bu bileşiklerin sayısı her yıl yüzde 10 artıyor. Ancak bu hemen ilaç olarak piyasaya sunulamıyor, çünkü çoğu yararlarının yanı sıra zararlı etkilere de sahip. Kansere karşı Türkiye süngerleri araştırılıyor Türkiye'de de kansere karşı etkili deniz canlısı bulma konusunda çalışan bir akademisyenimiz var. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden Prof. Dr. Belma Konuklugil. 2005'te Almanya Düsseldorf Farmasötik Biyoloji ve Biyoteknoloji Enstitüsü ile ortak bir projeye başlayan Prof. Konuklugil, ülkemizde yaşayan süngerler ve bunlardaki etken biyoaktif maddelerin ortaya çıkarılması üzerine çalışıyor. Bu çalışma doğrultusunda şimdiye kadar Akdeniz ve Ege sularından yaklaşık 40 sünger türü çıkarılmış. Çıkarılan süngerler tanımlanma için Hollanda Zooloji Müzesi'ne gönderiliyor. Amaç öncelikle sitotoksik etki gösteren ve kansere karşı kullanılabilecek süngerleri bulabilmek. kadar çok önemli bir bulguya rastlanamasa da çalışmalar sürüyor.
|